Karanlık benden korkmadı,

Ben karanlıktan korkmadım…

İkimiz de birbirimizin içini ezberledik.


Gündüz dedikleri şey

Benim mezarımın üstünde açan solgun bir çiçek artık,

Toprak altı saatlerde

Kalbim susmayı öğrendi.

Uçurtmalarım vardı bir zaman,

Göğe “umut” diye yazardım,

İpi koptu…


Rüzgâr değil,

Vefasızlığın keskin bıçağı kesti avuçlarımı.


Gözyaşım bile terk etti beni,

Ağlayacak yer bulamadı içimde,

Çünkü ben ağlamaktan

Taşa döndüm…

Taşlar bile utanır şimdi kalbime dokunsa.


Sen yokluğunla sınadığını sanıyorsun ya beni,

Ben yokluğu çocukken içtim su diye…

Ben hasreti ekmek niyetine böldüm,

Ben yalnızlığı yorgan yaptım,

Ben geceyi kardeş bildim,

Ben ateşi yastık yaptım…


Sen gittin diye yıkılmadım,

Ben zaten yıkıntıydım.

Sen sustun diye ölmedim,

Ben zaten bir suskun mezarıydım.


Bir gün adımı anarsan

Rüzgâr cevap verecek sana:

“Bu adam sevmekten değil,

Sevdiğini gömememekten öldü…” Diye.....